Hürriyet

28 Ağustos 2010 Cumartesi

sözün bittiği zaman..:(

Bazen insanın kilitlendiği,donduğu anlar vardır..işte öyle bi zaman içindeyim...







Uzun zamandır kanser tedavisi gören aile dostumuz,annemin en iyi dostu,benim teyze dediğim melek gibi bi insanı kaybettik...Haberi aldığımız da gece saat 2:30 civarıydı..o acı telefon gelmeden önce içime anlık bi sıkıntı düştü..hani insan hisseder ya bişey olduğunu,acıyı yüreğinde hisserder ya öyle bişey..10 dk sonra da o haberle şok yaşadık..Artık son dönemleriydi,hastalık iyice kendini belli etmiş yapılacak bişey kalmamıştı ama insan sevdiğine kıyamaz,ölümü yakıştıramaz ya...


Bi annenin evlat acısı,hayatta herşeyini paylaştığı bi eş,annesini kaybetmiş iki genceceik insan vardı geri kalan..Yanlarına gittiğimde N...."annem ellerimde öldü"dedi..başka tek bi söz çıkmadı..Gencecik bi kız çocuğu nasıl dayansın anne acısına,nasıl ayrılsın ondan ama ölüm karşısında yapacak bişeyimiz yok.Dayınılması da alışılması da çok zor bı durum ama Allah'tan gelene söylenecek hiç bir söz yok…


Hastalığını öğrendiğimiz de hep iyi olacak diye umut ettik..Hep moralini yüksek tutmaya çalışıyorduk..ama o durumunun farkındaydı..biz ne kadar moral vermeye çalışsak da o bize “düzelemeyecem her şeyin farkındayım”diyordu..Hastalığı boyunca hiç isyan etmedi,o kadar ağrı,acı çekti bi kere bağırdığını görmedim..hepsini içine çekti..”kimseyi üzmek istemiyorum”dıyordu.. Hiç bişey yapamamak,çaresizce beklemek kadar kötü bişey yok şu hayatta..Öldüğü gün “artık sevdiklerimden yavaş yavaş ayrılma zamanı geliyor,bitiyor artık”dedi..


Son zamanlarda bana hep”ne olur sigarayı bırak,senelerdir içtim ama böyle olacağını bilseydim azıma bi tane bile koymazdım..benim çektiklerimi gör içme artık”diyordu..


Hastalanmadan 8-9 ay önce bırakmıştı sigarayı..sigarayı bıraktığı için yanında içmek istemiyordum..balkona çıkıp içiyordum..bi gün”iç burda dumanından faydalanayım bende deyip,gülüyorduk”..şimdi yaşadıklarımızın hepsi birer anı kaldı hayatımızda…


İnsanın sevdiğinden ayrılması çok fenaymış….Allah mekanını cennet etsin…


Sözün bittiği zaman…



21 Ağustos 2010 Cumartesi

ortaya karışık:)


Çook uzun zamandır bişey yazmıyorum...daha doğrusu kendime konuşmuyorum..çok da ara verince nerden başlayacağımı da bilmiyorum...uzun soluklu ayrılıklar bana göre değil demek ki..neyse her zaman ki ben bi yerden bodoslama girecem..:)



Nerdenn başlasamm nerdenn başlasam(zaman kazanıyorum,düşünme payı...)ara vermeyip tatilde yazmaya başlasaydımm belki bişeler çıkardı..:)


tamam ben yıne tatilden kısa kısa yazayım...bu yaz düğün üstüne düğün..yani evlenen evlenene anasını satayımm...İstanbul,Ankara,Rize düğün düğün gezer oldum:)arada gidemediklerim de var tabi..üç düğünde çok sevdiğim insanların düğünüydü..hepsi de ayrı keyifliydi..düğün düğün gezmekte bı bakıma iyimiş..neler yapılıyo,hazırlıklar nasıl olacak herbişeyi öğrendim:)öğendiğim bişey ve en önemlisi ;gelin ayakkabısının altına yazılan isim silinse de bişey olmuyo..hiç uğraşmayın kaç gelin ayakkabısının altından adım sılındı...nerdeyimmmmm yineee evdeyimmm:))ama niyeyse yine yazılır..bi merakla sorarsın silindi mii??gelin;ayy kızımmm silindiii kesin gidicisinn gidiciii..eee kaçıncı ayakkabı artık bundaa olsunnnn dersin ama buna kendın bılee ınanmazsınn..:))


itiraf edeyim bu düğünleri görünce evlenesim geldi..gelinlerr zatenn prenses gibi..abartmıyorummmmm abartmıyorummmm!!tamam herkesın tanıdığı birini söylüyorum...seyrüsefer:)itirazı olan var mı??..yok..demiştimm zaten:))gelinler çok güzeldiii..hep kız tarafıydım o yuzden torpilli gelinler..ama es geçmeyeyim damatların da hepsi yakışıklı...bu da abartı değillll..bakınız seyrüseferin düğün fotolarına:))Allah hepsini mutlu etsin,ağızlarının tadını bozmasın rabbim..


şimdiii ben bu düğülerden etkilendim hem de acayip..bi dilimde evlenesim var evlenesim var diye dolaşıyorum etrafta...3 düğün 3 fikir...kafam da hersey hazır...düğün yeri,nasıl olacağı,müzikler,nikah şahidi bile hazır :)ama bunun yanında küçük bi eksığimiz var..orta da evlenecem bı adam yok.:))ama olsun en azından düğün telaşıyla çok uğraşmayacam kabataslak hersey hazır..:))bu arada çok dilime sardım evliliği Allah mı söyletiyor acaba:))şaka bi tarafa tabi..herşeyin hayırlısı bu güzellikler gelip geçici önemli olan huzurlu bı yuva kurmak...neyse düğün faslı bu kadar..


Düğünlerden sonra tatilllllll:)Bodrum'a da gittik beraber diye düştüm yollara arkadaşlarımın yanına...gezmediğimiz yer bırakmadık..acayip eğlendikkk ama ben genelde pek ayık olmadığım içinn toparlayıp yazamayacağım:)ama şunu yazayımmmm..ayshonunnn 10 gun de yakaladığı karalığı ben 2 gunde yakaladımm:)))sen 10 gun yat güneşin altında yanacam kararacam dıye ben 2 gun de yanınca ayshoooo krızlere gırmıstı bı ara:))


Bodrummm dönüşüü yinee İstanbul:))sonra da evin yolunu tutar burcu...bak Trabzon'a döndükten sonra yazacak bısey bulamadım:))


neysee uzun aradan sonra ancak bu kadar çıktı...çıkmasaydı dıyenlerınız de olabılır ama hiç önemli değil..ben bunları kendımee yazıyorummm:))

21 Mayıs 2010 Cuma

kimsiniz!!!

son zamanlarda ne kadar eğlensem de bi tarafım buruk oluyor..öle arada dışarı çıkıyor yokluyor beni...bu ara küçük görünse de can sıkıcı şeyler oluyor hayatımda...ha öyle çok büyük sıkıntılar değil ama sinek küçüktür mide bulandırır durumları..
insanların birbirne karşı saygısızlığı hatta sınırı aşıp terbiyesizlik durumları feci halde sıkcıı oluyor..herkes herkese herşeyi söyleyebileceğini sanıyor..kimse kimseye bu hakkı vermez!!kimse kimseyi sevmek zorunda değil bunu anlarım ama buna  rağmen eğer ki karşı tarafı renci de edecek durumlar ortaya çıkacak olursa dayanılmaz bi hal alıyor..
sevdiğim insanlar konusunda çok hassasım..birinin onları kırması,üzmesi en çok canımı acıtan şeydir..tek susamayacam konu budur..bu durumlarda ağızzz burunn dağıtasımmm geliyooo..lannn siz kimsinizz nesinizz diyesimm geliyooo..dioyrum da evet evet böyle yapanların hepsinee...sünepe beyinler bi siz kendinize bakın da ondan sonra laf söyleyin...insanı insan yerine koyup konuşmak çok güzel bişey de bi de o insan bundan başka şeyler anlayıp burnunu havaya kaldırıp (bizim buralarda başka bişey derler..hadi neyse yazmıyorum onu)ölee davranmasıı çok sinir bozucu..ama o burun yerlerde de sürünürr hiç merak etmeee!!
şimdiiii konu gelecek bi yere gelecek de bi türlüü ben getiremiyorummmm..getirecemm,yazacam yazacamm dökülecekk içimdekilerrr duramayacam diye korkuyorumm...şimdilik suskunluğu devam ettireyim...yoksa benim de ayarım kaçacak..

bişey anlamadınız mı yazıdan..hiç önemli değil yazasım geldi yazdım...haa okumak zorunda da değilsinizz!!(yine bugun sevdiğim insana buna benzer bişey de laf atmış biri)bu da bi mesajdır ama anlayana..ne lan hepiniz birbirinizden mi etkileniyorsunuzz...şiiiii taklitçii olmayınnn kendinizz olunn birazzz kendinizz!!!insanları mutluluk duydukları şeyden soğutmayın,uzaklaştırmayın...

12 Mayıs 2010 Çarşamba

AŞK VE ÂŞIK



Her kimin yakası bir aşktan dolayı yırtılmışsa, o hırstan ve ayıptan tamamıyla temizlenmiştir.


Kimde aşk endişesi yoksa, o kanatsız kalmış bir kuş gibidir, vah ona!

Ey bizim sevdası güzel aşkımız; şad ol!..

Toprak beden, aşktan dolayı göklere çıktı; dağ (bile aşktan) oynamaya başladı, çevikleşti.

Yemyeşil aşk bağının sonu, ucu-bucağı yok; orada gamdan ve neşeden başka ne meyveler var!

Aşk dâvaya benzer; cefa çekmek de şahide. Şahidin yoksa dâvayı kazanamazsın ki!

Her ne kadar dille anlatmak aydınlatıcı ise de dile (gelmeyen) aşk, daha parlaktır.

Aşk seçkin erler için gemiye benzer. Gemiye binen kişinin bir âfete uğraması nâdirdir, çoğu zaman kurtulur.

Aşkın yüzlerce nazı, edâsı, ululuğu var. Aşk, yüzlerce nazla elde edilebilir.

Aşk vefakâr olduğu için vefakâr olanı satın alır. Vefasız adama bakmaz bile.

Aşkın beş yüz kanadı vardır. Her kanadı, arştan yer altına kadar bütün kâinatı kaplar.

Aşk, denizi bir çömlek gibi kaynatır; aşk, dağı kum gibi ezer, eritir.

Aşk, gökyüzünü çatlatır, yüzlerce yarık açar; aşk, sebepsiz yeryüzünü titretir.

Temiz aşk, Muhammed’le eşti. Allah aşk yüzünden ona “Sen olmasaydın...” dedi.

Hasılı o, aşkta tekti. Onun için Allah, peygamberler içinden O’nu seçti.

Gönüllerin dönüşünü aşktan bil. Aşk olmasaydı dünya, donar kalırdı.

Bu dünya pazarında sermaye altındır; o dünyada ise aşk ve iki ıslak göz.

Zahirî güzelliğe ait bulunan aşklar da aşk değildir; onlar sonunda bir utanç vesilesi olur.

En güzel olan Allah aşkından başka ne varsa can çekişmeden ibarettir...

Âşıklık, gönül iniltisinden belli olur; gönül derdi gibi bir dert yoktur.

Âşığın hastalığı diğerlerinden farklıdır; aşk, Hak sırlarının üsturlâbıdır.

Âşıklar ferahlık kadehini, sevgililerin eliyle öldürüldükleri zaman içerler.

Dirhem vermek cömert kişiye lâyıktır. Can vermek de esasen âşığın vergisidir.

Âşık, aşk diyarında ne söylerse söylesin, ağzından aşk kokusu duyulur.

Âşıkların varlıkla işi yoktur; âşıklar, kârlarını sermayesiz elde ederler.

Âşıklar, yoklukta çadır kurarlar; onlar, yokluk gibi bir renktedirler, bir tek ruhları vardır onların!

Âşıklara sevgilinin güzelliği müderristir; defterleri, dersleri, meşkleri de onun yüzü!

Aşk, âşıkların vücudunu inceltir, zayıflatır; sevgililerin vücutlarınıysa güzelleştirir.

Âşık, başını verince akıl kalır mı gayri? Her şey helâk bulur, yalnız O’nun hakikati kalır.

Kul, daima elbise, vergi diler; âşığın elbisesi ise daima sevgilinin cemâlidir.

Şeytan bile âşık olsa topu çeler; bir Cebrâil kesilir, şeytanlığı ölür.

Aşk, kimseye niyazı ve ihtiyacı olmayan Allah’ın vasıflarındandır. Ondan başkasına âşık olmak, geçici bir hevestir.

Çünkü mecazi aşk, altınlarla bezenmiş bir güzelliktir. Görünüşü nurdur, fakat içi dumandır.

Nur gitti de dumanı meydana çıktı mı mecazi aşk, derhal soğur; donar kalır.


Mesleviden Özdeyişler..


bugün de gerçek Aşk'a dair bişeler okuyalım...

6 Mayıs 2010 Perşembe

keyifli bir gün:)

şarkılarımı yanıma alarak keyifli bi gün geçriyorum..denize karşı süper bi manzaraya bakarak kendimle baş başayım..uzun zamandır kendimle kalıp düşünmenin rahatlığı çökmüş üstüme..
bu aralar yanımda olanlarla,sevdiklerimle yoğruluyorum aslında..bu iyi bşey mi kötü bişey mi ben de bilmiyorum..."arkadaşlarım sınavdan geçiyor ama onların haberi yok"diye bi söz söylemişti vaktinde bi yazar..bu doğru bişey mi ki..belki de..zaman zaman anlam veremediğim şeyler olunca,canımı acıtmaya başlayınca sorgulamaya başlıyorum..sorgulamaya başladığım zaman da uzaklaşmaya başlıyorum..zaman zaman kırıcı oluyorum..evet bunu bazen bilerek de yapıyorum..sevmediğim bi huyum ama oluyor işte..insan sevdiklerini daha çok üzermiş derler ya ben galiba bunu bazen fazla yapıyorum sonra da bu durumu toparlamaya çalışıyorum..tamam tamam!karışık bi durum ben de bazen kendımı anlamakta zorlanıyorum..
yok ilerlemiyor yazı:)o kadar keyifli ki oldugum yer..şimdi yazdıkça toparlayamayacamm canım sıkılacak en iyisi bu huzurlu ortamı bozmayayım:)
şimdi şarkılarıma geri döneyim:)ne mi dinliyorum"her neyse"tabi ki..

not:fotoğraf olduğum yerdir alıntı değildir:))

22 Nisan 2010 Perşembe

başlığı da yok...

gece baya ilerlemiş hatta sabah olmuş..az önce bı blog yazısı okudum(papucun)yazmaya başlamadan onun bloguna bı bakayım dedım..her okuduğum papuç yazısı bana huzur veriyor onun için de uyumadan da bakıyorum bloguna..aslında yazacaklarımla o kadar bağlantılı şeyler yazmış ki ben de kaldım öyle ne yazayım diye...
herkes uyumuş..e tabi saat sabah 04:15 olmuş..ben hala buralarda oyalanıyorum..
yazayım bişeyler dıyorum ama kafa güzel,dünya güzel modunda ne kadar yazılır..uzun zamandır yaşamdağım huzuru,mutluluğu ysşıyorum aslında ama bi yandan bu ben miyim sorusunu sormadan duramıyorum kendime..genel de huysuz,inatçı zaman zaman öfkesini çok zor kontrol eden ben artık bunların hiç birini yaşamıyorum...tamamen bu duygulara uzak,etrafa gülen gözlerle bakan,enerji saçan bi insan haline döndüm..haa bundan şikayetçi miyim??tabi kii aslaa..ama zaman zaman bu ben miyim karmaşısına düşüyorum çünkü etrafımdakiler bilee kendime sorduğum soruyu soruyorlar "bu sen misin?"diye..büyük bi keyifle artık böyle diyorum:)
ya bu aralar kendımle büyük çelişkiler yaşıyorum..ya da gerçekten değişimin içinde dolaşıyorum...

14 Nisan 2010 Çarşamba

sohbetteyiz..

her zaman kalabalık bi aile olmanın özlemini çekmişimdir...isterdim ki bi ablam ve ufak bi kardeşim olsun:)ama şükürler olsunki bi tane abim var..tek çocuk olmak istemezdim valla..
çok yakın bi çocukluk arkadaşım vardı..aynı apartmanda oturuyorduk..5 kız kardeştiler..belki de o zaman başlamıştı abla özlemi,kalabalık aile özlemi..
neşeli,deli tiplerdi ki bi de:))onlarla olunca acayip eğleniyordum..yapılan sohbetler,kurulan sofralar..kalabalık yenen yemekler bile daha bi keyifli oluyordu..zaten ordan taşınıncaya kadar heralde zamanımın bi çoğu onlarda geçmiştir..eyy gidi günlerr :)özledimm valla..
bi giriş yapayım dedım ama baya uzadı gitti:)güzel bi günün devamı güzel bi aile toplantısıyla devam ediyor:)dostlarda gelince aile tamamlandı..aslında sürekli bi aradayız ama bu akşam farklı oluyor sanki..tv kapalı teknolojıden uzağızz(tabi ben hariç)ama valla sohbet keyifli kulağım onlarda:)gündüzden hazırlanan pastalar böreklerde geldii..ohh keyifler tam yerinde..
müzik listemi gözden geçiriken bi yandan da sessizce müzik dinlerken"babam sesini açsana,ne kadar huzurludur ney sesi"dedi..ney sesi etrafı sarınca sohbetin seyri de dğişti ve çok güzel,huzurlu bi sohbet devam ediyor..
evet yazımm çok ilginç değil hatta sıradan da bi yazı ama bugun farklıydı..aynı evin için de olup farklı odalarda oturuyoruz çoğu zaman..biri tv izler biri bilg.başında böylee bı arada olup kopuk oluyoruz aslında..ister istemez herkes kendine dönüyor..aile sohbeti,aileyle bı arada olmak kadar huzurlu birşey yok heralde..

şükürler olsun ki;böyle güzel bi aileye sahibim ve güzel dostlara..

herkes bana bakıyoo..bırak artık bılg.diyee hadiii benden bu kadarrr:)